Turkiye Egitim sisteminde Ingilizce Ogrenilir mi?
bir onceki yazimda dedigim gibi simdilik yazilarimi okuyup noktalama vs isaretlerine yorum yapmadan konuya odaklaniniz...
Turkiyede lise egitimini tamamlamis daha sonra universite icin baska bir ulkeye gitmis, sonrasinda 3 sene bir ulkede, 6 sene baska bir ulkede ogretmenlik yapmis simdilerda ise daha baska bir ulkede ogrencilige geri donmus birisi olarak yaziyorum :)
Ilk okuldan sonra anadolu imam hatip lisesini kazandim ve hazirlik sinifi ile basladi ingilizceyle tanismam, haftada 24 saat ingilizce!!..o pahali kitaplar "hocam biz fotokopi cektirsek olur mu?" diye sorduguzda "hayir olmaz !!!, herkes okuldan alacak" cevabini aldigimiz, niye okuldan almak zorunda oldugumuzu hala anlamis degilim. bu cevapdan sonra buyuk sehirlerdeki akrabalarimiza korsan kitaplar siparis ettigimiz hazirlik yillari...
Daha anlatacagim bir suru hikayeler var burada ama ben asil konuya odaklanmak istiyorum, TURKIYEDE ingilizce ogrenilir mi??
Sonrasinda imam hatip liselilerin karsilacagi universite sinav sisteminde puan kesilme problemini onceden ileri goruslulugumle(!) gorup :) anadolu ogretmen lisesine gecis yaptim. -Niye puan kestiklerini anlamis degilim, bak o zaman bu puan kesilme problemi yasatanlarin uzerinden edebiyat yapan adamlar, ne hale getirdiler TR'yi...- icim dolu baya bir turlu konuya gelemedim....
anadolu ogretmen lisesinde haftada 7 saat ingilizceyle hayatim devam etti geldik lise son sinifa. Ingilizcem 25, 27, 34 yazililara bak, 2 dussun karneye diye donem odevi aliyorum zorla ogretmenden, kimse almasin diye de sinifta ortam olusturuyorum(gayretlere bak).. ogretmenim diyor mustafa su ingilizceyi ogrensen biraz gayret etsen, lise son sinifin ogretmenine soyledigi lafa bakin simdi "HOCAM NEREDE KULLANACAGIM BEN BU DILI" bununla da yetinmeyip "hocam bana bu ingilizceyi kullanacagim bir yer gosterin calisayim ama kullanmayacagim bir seyi bana bu kadar diretiyorsunuz ben ogrenmek istemiyorum" eeee sonra ne oldu bu cocuk dil ogrenmek icin amerikada yillarini gecirdi, belki o okulda o yil ki mezunlardan tek ingilizceyi ogrenmek zorunda kalan ben oldum,, nasil ińeldiyse bana ogretmenim -bizim egelilerin tabiri ile beddua etmek demek- amerikadayken hocamin tel numarasini bulmus aramistim, ogretmenim telefonun obur tarafinda nasil sasirmisti anlatamam, hemen ben bu hikayeyi yarin ogrencilerime anlatmam lazim diye karsilik vermisti bana..ve su an hala ingilizce ogrenmeye devam ediyorum...mutluyum ama, olsun.. simdi soralim..neye(kime) yazik
- 11 yasindaki bir cocugun hazirlikta haftada 24 saat sonraki yillarda haftada 7 saat gecen ingilizce derslerine mi ??
- ogretmenlerinin harcadigi zamana mi? ogretme gayretine mi? yoksa aldiklari paraya mi?
- babamin o kadar kitaplar icin odedigi paraya mi?? yoksa bana aldigi o guzelim aiwa marka walkmane mi??
- okulda harcanan elektirik su vs giderlere mi??
- ben su dersi beceremiyecegim diye kara kara dusunen ve psikolojisi bozulmayan ama moreli bozulan bana mi??
YAZIIIIKKKKK!!!! hepsine,
Gordum arkadaslar, baska ulkelerde ogrencilerin nasil ikinci ucuncu bir dili kolayca ogrendigini gordum, "biz kimsenin somurgesi olmadik ya, her zaman bagimsiz yasadik ya ondan ikinci bir dili hic ogrenmemis" gibi bos edebiyatlara girmeden nasil dil ogrenildgini gordum..yillarca doguda gorev yapmis ama kurtceyi hic ama hic ogrenme istegi duymamis niye ogreneyim onlar turkce ogrenmek zorunda diye dusunenlere ragmen ikinci dil ogrenenleri gordum..
bilmiyorum nasil olur, niye yazdim bu kadar seyi? acaba bunca ulke gezince kendimi birsey mi hissetmeye basladim? ama,hic ama hic egitimden anlamayan adamlarin iyi mevki aparmis yerlerinden attigi twitleri gorunce cildiriyorum belki onun icin yazdim...
No comments:
Post a Comment